çalışanlarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çalışanlarımız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2015 Pazartesi

DAS AKADEMIE İSTANBUL BÖLGE MÜDÜRÜ SN. LENA ALPOZAN İLE KEYİFLİ BİR RÖPORTAJ



1. Merhaba Sn.  Alpozan. Öncelikle “DAS Akademie' ye hoş geldiniz!” demek istiyoruz. DAS Akademie' yi sosyal medya üzerinden izleyen takipçilerimize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Lena Alpozan
Çok teşekkür ederim, ben de DAS Akademie ailesinin bir parçası olmaktan çok mutlu olduğumu belirterek sözlerime başlamak istiyorum. 24.12.1984 Münih’ te doğdum. Ludwigs - Maximilian Üniversitesi’ nde Alman Dili ve Edebiyatı, Sanat Tarihi ve Türk Dili ve Edebiyatı okudum.  İlk defa 2006 yılında İstanbul’ a geldiğimde hem İstanbul’ a hem de insanlarına ve Türk kültürüne hayran kaldım
Daha sonra 2006 yılında 7 ay boyunca bir Türkçe Dil Kursuna katılıp DAAD’ de stajımı yaptım.  2007 yılında Münih’ e geri döndüm ve üniversite eğitimimi bitirdim.
İstanbul’ dan asla kopamadığım için, her yarıyıl tatilimde, yani yaklaşık her üç ayda bir, buraya geri döndüm. 2010 yılında yüksek lisans eğitimimi bitirdikten sonra ise tamamen İstanbul’ a yerleştim.
Geçen yıl aralık ayında da kızımız Mavi dünyaya geldi.  

2. DAS Akademie ile nasıl tanıştınız? Burada çalışmanızı sağlayan temel sebepler nelerdi?
DAS Akademie ile ilk tanışmam, Telc’ de Kalite Kontrol Yöneticisi olarak çalıştığım zamanlara denk gelmekte. DAS Akademie, Türkiye’ nin en eski Telc lisans partnerlerinden birisidir. Okul projeleri sayesinde karşılıklı olarak birbirimizi daha yakından tanıma fırsatını yakaladık. DAS Akademie’ nin dinamik, genç ve yenilikçi kadrosu her zaman yardımsever ve profesyonel bir yaklaşım sergilediler. Kızımın doğumundan sonra DAS Akademie’ nin kurucusu Nilgün Hanım bana kendi muhteşem kadrosunda çalışma teklifi ile geldiğinde de çok mutlu oldum, gururlandım ve seve seve kabul ettim. 

3. Yeni yılda başlayacağınız, DAS Akademie' deki göreviniz ne olacak?
DAS Akademie’ de İstanbul Bölge Müdürü olarak görev alacağım. Uzun yıllardır, İzmir merkezli olmasına rağmen (ki bunu bir “İstanbullu” olarak her zaman şaşkınlık ve saygıyla izlemişimdir) İstanbul’ daki bir çok okulla çeşitli alanlarda çözüm ortaklığı içerisinde bulunan DAS Akademie’ nin İstanbul’ daki kalbi olmaya çalışacağım. Ayrıca İzmir merkezi ile yaptığımız toplantılarda da sıkça gündeme gelen  DAS Akademie İstanbul Şubesi” nin kurulması için gereken  alt yapı çalışmalarını, elimden geldiğince, yapmaya çalışacağım. İstanbul’ un bir DAS Akademie’ ye ihtiyacı olduğu konusunda okuyucularımızla hemfikir olduğumuzu düşünüyorum.   

4. Uzun bir süre TELC Kalite Güvence Müdürü olarak çalıştınız, TELC sınavlarının önemi ile ilgili olarak neler söyleyebilirsiniz?
Telc sınavlarının diğer sınav sağlayan kurumlardan en büyük avantajı, A1 ile C2 arasındaki tüm seviyelerde 11 dilden fazla sınav imkânı sunmalarıdır. Örneğin;  Almanca yanında  İngilizce, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca ve Türkçe dillerini de sunmaktadır. Okullar için en büyük avantaj ise, öğrenilen dilin başka bir dil ile karşılaştırılabilir olmasıdır. Örnek vermek gerekirse; 6.sınıf öğrencilerinin Almanca ve Fransızca dil bilgileri karşılaştırılabilir. Bunun dışında Telc, miniklerimizin seviyesine uygun “Junior” ve okul sınavları geliştirerek öğrencilerimize sadece onların yaş grubuna uygun konularla hitap etmektedir. 

5. Yeni dönemde, özellikle İstanbul bölgesinde bizi ne gibi yenilikler bekliyor?
Yenililk demek yanlış olur belki, zira biraz önceki sorunuzda da belirttiğim üzere DAS Akademie, İzmir’ de bulunmasına rağmen yıllardır İstanbul dahilinde de çok hızlı ve de sağlıklı bir hizmet sunmaktaydı. Ancak 2015- 2016 öğretim yılı için, gerek Minticity ve Yaz Kampları gerekse de TELC Junior Sınavları alanında İstanbul’ da birlikte çalıştığı okul sayısını 40’ a yükseltmiş olmasının mutluluğunu yaşayan DAS Akademie, her zamanki gibi yine doğru bir adım atmak ve üst düzeyde hizmet sunmayı istemiş bulunmaktadır. Verdiği hizmet kalitesini öğretmenlerimizin ve okullarımızın hak ettiği gibi alabilmesi ve bu hizmetin daha da hızlı ve kaliteli olması için burada kendilerini temsil eden birinin olması gerektiği kanaatiyle birinin kendilerini temsil etmesi gerektiğini düşünmüşler. Ve bu şanslı kişi de ben oldum. Bu konuda, DAS Akademie’ nin hizmet kalitesini olduğu gibi sürdürmek, hatta daha ileriye taşımak için elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağımdan emin olabilirsiniz. Bu hususta da tabii ki İstanbul’ daki meslektaşlarımın desteğini bekliyorum, çünkü bence DAS Akademie bunu hak ediyor. 

6. Bize biraz Minticity' den bahsedebilir misiniz?
Minticity, Almanca öğrenen ya da öğrenmek isteyen yeni nesil için internet üzerinde hazırlanmış interaktif bir öğrenme portalıdır. Minticity, Almanca öğrenimini zevkli hale getiren, yaş grubuna uygun görsel ve işitsel öğelerle Almanca’ yı farklı bir ortamda yaşama imkânı sunan eğlenceli ve zengin bir sitedir. Öğretmenler çok hızlı bir şekilde on-line ödev oluşturup öğrencilere gönderebilirler.  Bu şekilde öğrenciler okuma, dinleme ve yazma gibi becerilerini geliştirerek öğrenmenin eğlenceli olabileceğini de görmüş oluyorlar. Alışkın olduğu klasik öğrenme ortamından çıkıp aşina olduğu ve ilgi duyduğu sanal ortamda alternatif Almanca uygulamaları bulması öğrenciyi cezbetmekte ve bilgilerini destekleyerek geliştirmektedir. Ayrıca öğretmenler için de portalımız ders hazırlıkları için büyük bir kolaylık ve destek oluşturmaktadır. Bunun dışında öğretmenler öğrencilerin hem başarılarını hem de zayıf noktalarını istatistiksel yöntemlerle belirleyip, belirli çözümlerle öğrencilerin eksiklerini giderebilmektedirler. 

7. Takipçilerimize söylemek istediğiniz son bir şey var mı?
DAS Akademie ailesinin bir parçası olup İstanbul’ da görev almaktan dolayı çok mutluyum ve birlikte oluşturacağımız gelecek için sabırsızlanıyorum. 

8. Çok keyifli bir röportaj oldu, bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. DAS Akademie' deki çalışmalarınızda üstün başarılar diliyoruz.
Ben çok teşekkür ederim.

22 Ağustos 2015 Cumartesi

DAS AKADEMIE ÇALIŞMA KÜLTÜRÜNE DAİR BİR YAZI



Bu yazımızı DAS Akademie' yi diğer kurumlardan ayıran çalışma kültürümüze dair bazı ipuçlarına ayırmak istedik. Eğlenceli bir yazı ortaya çıktığına inanıyor ve sizlere keyifli okumalar diliyoruz:

DAS Akademie olarak bizlerin çalışma ve iş kültüründe, Türkiye ve Almanya’ da faaliyet göstermemiz nedeni ile, her iki disipline ait izler bulunmakta. Ekibimizin çoğunun Türk ve Almanlardan oluştuğu gerçeğine, bazılarımızın iki ülkede de yaşaması ve kursiyerlerimizin dünyadaki farklı ülkelerden gelen birbirinden çok farklı kişiler olduğu hakikati de eklendiğinde durum biraz daha karmaşıklaşıyor aslında. Özellikle Berlin kurs merkezimizde bu anlamda tam bir çok kültürlülük (multikültürellik) yaşanıyor diyebiliriz. Aynı odada 8 farklı ülkeden 8 farklı anadile sahip kişi toplandığında iş içinden çıkılmaz bir hal alabiliyor.

Türkiye’ deki çalışma ortamımızda bu sorunu o denli büyük yaşamıyoruz. Zira çalışanlarımızın büyük çoğunluğu Almanya’ da doğmuş, büyümüş ve eğitim almış kişiler. Bu yüzden Alman çalışma sistemini uygulamamız çok da zor olmuyor. En azından teorik olarak.

Zorluklar, bu Alman disiplinini Türk usulü çalışma sistemi ile harmanlamaya başlayınca kendisini gösteriyor. Bu noktada, karşılaştığımız zorlukları aşabildiğimiz ölçüde başarılı olduğumuza ve aslında DAS Akademie’ nin başarısının altında da bu zorlukları çoğunlukla aşabilmesinin yattığına inanıyoruz. 

Bizler, Alman disiplini ile Türk sıcaklığının birleştirildiği bir çalışma ortamının en ideal sonuçları yaratacağını düşünüyoruz ve bunu her fırsatta doğrulama imkanına sahip oluyoruz.

Peki, nasıl oluyor da Almanlar haftada 35 saat çalışarak dünyanın en gelişmiş endüstrilerinden ve ülkelerinden birisini yaratabiliyorlar. Alman mucizesi de burada görülüyor aslında. Bizce bunun tek bir nedeni var: Alman Disiplini.

Biz DAS Akademie kültürünü ve çalışma ortamını (Betriebsklima) oluştururken de bu disipline bağlı kalmaya çalıştık. Ancak zaman içerisinde bazı değişiklikler yapmak kaçınılmaz oldu.

Ödün verilmesi gereken ilk husus dakiklik oldu. Almanların akademik çeyrek dedikleri ve müsamaha gösterdikleri (Akademisches Viertel) +15 dakikalık gecikme süresini +30 dakikaya çıkararak bu işin üstesinden ancak gelebildik. 

Almanlar için iş saatinin anlamı gerçekten iş olduğundan ve bu saatler arasında inanılmaz bir konsantrasyon ile çalıştıklarından 35 saatlik bir haftalık çalışma süresi ile bir dünya devi olmayı başarabiliyorlar. Bunu uygulamayı denesek de, sabah kahvaltılarını (İzmir için gevrek, kumru ve boyozdan mütevellit) işyerinde yapmanın dayanılmaz hafifliği ve belirli aralıklarla çay içmediğimiz takdirde yaşadığımız boşluk hissi ve dedikodu yapmadan durmamızın mümkün olmadığını öğrenmemiz ile bu sürenin otomatik olarak 45 saate çıkmasını gerektirdi. Fakat iş saatlerinde üretken olma felsefemizden ödün vermedik ve bu anlamda Alman disiplinini harfiyen uygulamaya devam ettik. Bu da beraberinde DAS Akademie’ ye farklılığı ve başarıyı getirdi.

Benzer bir sorun da toplantı kültürümüzde ortaya çıktı. Baktık ki Alman iş arkadaşlarımız önceden kararlaştırılmış olan saatlerin dışında toplantıda yer almıyor ve toplantı süresi bitince dünya yansa toplantıyı sonlandırıyor, hemen önlemimizi aldık. Artık toplantı saatini bilerek yarım saat erken olarak açıklıyoruz, hazırlık vs. derken zaten aynı saate denk geliyor. Bunun yanı sıra haftalık toplantı sayımızı da 2 katına çıkardık. Sorun da kendiliğinden çözülmüş oldu.

Toplantılar ile ilgili olarak, bir toplantıya iyi hazırlanmamız o toplantıdan aldığımız verimi çok daha fazla arttırıyor. Bu nedenle Almanlar için toplantı çok önemli iken, toplantıya hazırlıklı gelmek daha önemli bir amaç haline geliyor.

Almanlar facebook, twitter gibi araçları iş saatlerinde pek kullanmazlar. Bu nedenle de çalışma saati içerisinde tüm günlük hedeflerine (to do list) odaklanabilir ve amaçlarına ulaşabilirler. Almanlar dışında hemen hiçbir ülkeden çalışanın bunu uygulaması ise son derece zor olduğundan, Sosyal Medya kavramına farklı bir bakış açısı getirdik. Hepimiz sosyal medya uzmanı olduk, sosyal medyadaki tüm mecralarda yer almaya başladık ve görünürde kurumumuzun sayfalarını takip ediyor, beğeniyor, yorumlar ve yazılar yazıyoruz. Arada bir de akşamki düğünde arkadaşlarımızın ne giyeceklerini takip ediyoruz.

Çoğu Alman kültürü ile yoğrulmuş olan çalışanlarımızın sayıca fazlalığından dolayı, kurum kültürümüz içerisinde, iş dışındaki özel hayatın önemini çok daha iyi biliyoruz. Almanlar için iş sadece iş ve özel hayat da sadece özel hayattır ve ikisini birbirine karıştırmamak gerekir. Bu da beraberinde konsantrasyonu ve dolayısı ile başarıyı getirmektedir. Aynı şekilde biz DAS Akademie çalışanları hobilerimizin olmasına ve bunlar sayesinde deşarj olabilmeye özellikle önem veriyoruz. Ama tüm bunları yaparken de, izin gününde bile olsa arkadaşımızı arayarak işle ilgili bir şeyler sorma veya tam işe yoğunlaşma anında öğlen ne yiyeceği gibi sorular sorma huyumuzdan da asla vazgeçmiyoruz. Sanırız farkında olmadan da olsa, çok fazla konsantrasyonun işten soğutması ihtimalini bertaraf etmeye çalışıyoruz. Bu yüzden olsa gerek, bir kere burada çalışmaya başladık mı bir türlü bırakamıyoruz.

Yasalara ve kurallara tam bir disiplinle bağlıyız. Bu özelliğimizi tam bir Alman kuralcılığıyla koruduğumuzu söylememiz yanlış olmaz. Aynı şekilde; saygınlığa, şeffaflığa ve dürüstlüğe de çok fazla önem veririz. Alman yaklaşımını benimser ve işimiz ile ilgili bir söz verdiysek mutlaka tutarız.

Bir Alman gibi işimize saygı gösterirken, bir Türk gibi işimizi seviyoruz ve ortak amaçlarımız için gerektiğinde hiçbir özveriden kaçınmıyoruz. Ortak amaçlarımızı soracak olursanız, vizyonumuzu, misyonumuzu ve temel değerlerimizi inceleyebilirsiniz. Eğer özetlememizi isterseniz hemen söyleyelim:  

Almanca Öğretmeyi Seviyoruz!


Son olarak, aslında hiçbir çalışma sisteminin kusursuz olmadığını bildiğimizi söylemeliyiz. Almanlar kendi çalışma sistemlerinin duygudan yoksunluğunu eleştirirken, Japonlar sadece manevi değerleri ön plana çıkaran  yaklaşımlarını sorgulayabilmekte, Amerikalılar materyalist ve kapitalist bakış açısına sahip iş kültürlerinin insani değerleri göz ardı ettiğini filmlerinde sıklıkla dile getirmekte ve Türkler ise sistemsizlikleri sebebiyle sürekli özeleştiri yapmaktalar.

Belki hepsi doğru, belki de hepsi yanlış. Biz DAS Akademie olarak ilk günden beri, tek başına hiçbirisinin doğru olmadığına inanıyor ve temel değerlerimiz çerçevesinde bir aile olarak Almanca eğitimi için çaba sarf ediyoruz. Başarılı olup olmadığımızı ise sizlerin ve zamanın takdirine bırakıyoruz…